UNICEF ve Türkiye'deki 7 üniversite arasında yapılan işbirliği kapsamında, çocuklarla ilgili haberlerde farklılık yaratmak amacıyla iletişim fakültesi öğrencilerine çocuk hakları dersleri verilecek.
Ankara- Anadolu, Ankara, Bilgi, Galatasaray, Gazi, İstanbul ve İstanbul Aydın üniversiteleri iletişim fakültelerinde okuyan öğrencilere verilecek ''Çocuk Hakları Ders Programı'' ile ilgili Ankara Üniversitesi (A.Ü) ANKUZEM binasında tören düzenlendi.
TBMM Başkanvekili Nevzat Pakdil, törende yaptığı konuşmada, çocuk haklarının geliştirilmesi açısından projenin önemini vurguladı.
Atatürk'ün, 23 Nisan'ı çocuklara armağan ettiğini anımsatan Pakdil, Türkiye'nin, bir günü çocuklar için bayram ilan eden ve kutlayan ilk ve tek ülke olduğuna dikkati çekti.
Pakdil, UNICEF'in çocuk haklarıyla ilgili projesini izlediklerini ve desteklediklerini söyledi.
A.Ü Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ, medyada genellikle çocukların mağdur oldukları haberlerin yer aldığını, bunun dışında çocukların ürettikleri şeylerle, onların düşünceleri ile ilgili haberlerin yeterince yer almadığını belirtti. Taluğ, projenin, çocuklarla ilgili haberlere bakış açılarında farklılık yaratılmasına yönelik önemli bir adım olduğunu ifade etti.
Üniversite olarak daha önce ''Çocuk Üniversitesi Projesi''ni uygulamaya koyduklarını ve yakında da bir ''Çocuk Müzesi'' açacaklarını bildiren Taluğ, iletişim fakülteleri öğrencilere çocuk hakları dersi verilmesine ilişkin projenin tarafı olmaktan da mutluluk duyduklarını kaydetti.
UNICEF Orta ve Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Direktörü Steve Allen da çocukların kendilerini ifade etme, kendilerini etkileyen konularda görüşlerini dile getirme ve bu görüşleri dikkate aldırma haklarının, gazetecilik söz konusu olduğunda ya ihmal edildiğini ya da hiç bilinmediğini öne sürdü.
Çocuk hakları ders programının, genç gazetecilere mesleklerinde yeni araçlar kazandıracağını ifade eden Allen, böylece çocukların görüşlerine daha fazla kulak verileceği ve bu görüşlerin dikkate alınacağı umudunu taşıdıklarını dile getirdi.
KAYNAK:AA
07 Kasım 2009 Cumartesi
Çubukçu'dan 2010 Müjdesi
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, 2010 yılında 40 bin kadroya öğretmen ataması yapılacağını söyledi.
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, TBMM Plan - Bütçe Komisyonu'nda Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi görüşmeleri kapsamında, kendine yöneltilen sorulara cevap verdi.
Çubukçu, burada yaptığı konuşmada, sözleşmeli öğretmen uygulamasına karşı olduğunu yineledi. Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi konusundaki yasa tasarısı hazırlığını Maliye Bakanlığı ve Personel Genel Müdürlüğü'ne gönderdiklerini belirten Çubukçu, bu süreç içerisinde mümkün olduğu kadar kadrolu öğretmen talepleri olacağını kaydetti. Çubukçu, "2010 yılı için atamayı düşündüğümüz kadro sayısı 40 bin." diye konuştu.
Kasım ayında atama olup olmayacağı yönünde de çok sayıda soru ile karşılaştığını dile getiren Çubukçu, "Maliye Bakanlığı ile görüşmelerimiz sürüyor. Bu ay içerisinde öğretmen atamasını yapacağız." dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı'na genel bütçeden ayrılan payın düştüğü yönünde açıklamalar olduğuna dikkat çeken Çubukçu, şöyle devam etti: "Toplamda geçen yıl ile bu yılın bütçesini direk karşılaştırdığınızda böyle bir şey varmış gibi gözükebilir ama buradaki incelik, Kredi Yurtlar Kurumu bütçesinin Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden çıkmış olmasıdır. Yaklaşık 3 milyar civarında bir bütçe bugün bizim bütçemizden çıktığı için o artış yansımadı."
Çubukçu, 2009-2010 eğitim öğretim yılı açılışında verdiği ayrımcılık konulu ilk derste ise sadece etnik bir ayrımcılığa vurgu yapmadığını, kız çocuklarından, özürlülere kadar geniş bir yelpazede konunun ele alındığını aktardı.
Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak ise komisyonda yaptığı konuşmada, yurt talebinin dorukta olduğunu, bu ihtiyacı gidermek için sürekli yeni projeler geliştirildiğini aktardı.
Sadece spor ya da futbol bakanlığı olarak görülmek istemediklerini dile getiren Özak, gençlerin ekonomik, sosyal, ruhsal ve benzeri bir çok sorunu bulunduğuna dikkat çekti. Özak, "Biz gençlerin bakanlığıyız." dedi.
Spor yapanın eğitim alamaması, eğitim alanın spor yapamaması sorununun biran önce çözülmesi gerektiğini vurgulayan Özak, köylere kadar çim sahası ile gitmek istediklerini sözlerine ekledi.
KAYNAK:www.egitimgazetesi.com
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, TBMM Plan - Bütçe Komisyonu'nda Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi görüşmeleri kapsamında, kendine yöneltilen sorulara cevap verdi.
Çubukçu, burada yaptığı konuşmada, sözleşmeli öğretmen uygulamasına karşı olduğunu yineledi. Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesi konusundaki yasa tasarısı hazırlığını Maliye Bakanlığı ve Personel Genel Müdürlüğü'ne gönderdiklerini belirten Çubukçu, bu süreç içerisinde mümkün olduğu kadar kadrolu öğretmen talepleri olacağını kaydetti. Çubukçu, "2010 yılı için atamayı düşündüğümüz kadro sayısı 40 bin." diye konuştu.
Kasım ayında atama olup olmayacağı yönünde de çok sayıda soru ile karşılaştığını dile getiren Çubukçu, "Maliye Bakanlığı ile görüşmelerimiz sürüyor. Bu ay içerisinde öğretmen atamasını yapacağız." dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı'na genel bütçeden ayrılan payın düştüğü yönünde açıklamalar olduğuna dikkat çeken Çubukçu, şöyle devam etti: "Toplamda geçen yıl ile bu yılın bütçesini direk karşılaştırdığınızda böyle bir şey varmış gibi gözükebilir ama buradaki incelik, Kredi Yurtlar Kurumu bütçesinin Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden çıkmış olmasıdır. Yaklaşık 3 milyar civarında bir bütçe bugün bizim bütçemizden çıktığı için o artış yansımadı."
Çubukçu, 2009-2010 eğitim öğretim yılı açılışında verdiği ayrımcılık konulu ilk derste ise sadece etnik bir ayrımcılığa vurgu yapmadığını, kız çocuklarından, özürlülere kadar geniş bir yelpazede konunun ele alındığını aktardı.
Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak ise komisyonda yaptığı konuşmada, yurt talebinin dorukta olduğunu, bu ihtiyacı gidermek için sürekli yeni projeler geliştirildiğini aktardı.
Sadece spor ya da futbol bakanlığı olarak görülmek istemediklerini dile getiren Özak, gençlerin ekonomik, sosyal, ruhsal ve benzeri bir çok sorunu bulunduğuna dikkat çekti. Özak, "Biz gençlerin bakanlığıyız." dedi.
Spor yapanın eğitim alamaması, eğitim alanın spor yapamaması sorununun biran önce çözülmesi gerektiğini vurgulayan Özak, köylere kadar çim sahası ile gitmek istediklerini sözlerine ekledi.
KAYNAK:www.egitimgazetesi.com
Özcan: YÖK'ün Yetkileri Kısıtlanmalı
Yusuf Ziya Özcan, daha özgürlükçü bir üniversite için bir kez daha, 28 yıldır eleştirilen YÖK'ün yetkilerinin kısıtlanmasını istedi.
28 yıldır eleştirilerin odağında olan YÖK'ün başkanı Yusuf Ziya Özcan, bir kez daha yetkilerinin kısıtlanmasını istedi. Özcan, “Böylece daha özgürlükçü bir üniversite sistemi olacaktır” dedi.
YÖK'ün geleceğiyle ilgili bir soruya Yusuf Ziya Özcan, şu şekilde yanıt verdi: “Ben 'YÖK'ü ortadan kaldıracağım' demedim ama 'Yetkilerinin sınırlandırılması gerekir'dedim. Hala da aynı fikirde miyim? Hem YÖK'ün hem rektörlerin yetkileri çok fazadır. Yetkilerin makul ölçülere indirilmesi lazım. Öyle olunca daha özgürlükçü çalışan bir üniversite sistemi olacağını düşünüyorum.”
YÖK Başkanı Özcan, yeni kurulan üniversitelerin eğitim kalitesini olumsuz etkilediği ve öğretim üyesi sıkıntısı yaşandığı eleştirilerini de yanıtladı.
Özcan, “Eski üniversitelerimizde artırdığımız kontenjanlar nedeniyle kalite düşmesi olmaz. Sistem gayet iyi çalışıyor. Bu söylediğiniz yeni üniversiteler için olabilir. Ama yeniler için bir iki yılda hemen olmasa bile, öğretim üyesi yetiştirmek üzere yurtdışına eleman gönderiyoruz. Her yıl bin kişi, 5 senede beş bin kişi gönderilecek. Bu öğrencilerden bin kişi yolladığımızı düşünün; 3'te biri kalsa 2'si gelecek. Her yıl, altıncı yıldan başlayarak 650 öğretim üyesinin sisteme katılması, sistemi rahatlatacaktır” dedi.
Kadrolaşma iddialarına da değinen YÖK Başkanı, şöyle konuştu: “Böyle iddialar var, biz de biliyoruz. Ben onları çok kabul etmiyorum ama biz bu iddialardan tamamiyle kurtulabilmek için bütün subjektif unsurları kaldırıp yeni bir sitem getirdik. Ama malesef Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararı geldi. Düzenlemeyi Meclis'e gönderdik, kanunlaşırsa tekrar o subjektif elemanlardan arınmış sürece döneceğiz, dönmek zorundayız. Öğretim üyesi alımında bütün subjektif unsurların kaldırılması gerekiyor. Hangi okuldan mezun olursa olsun o insanlar hak ettikleri yere gelsinler.”
KAYNAK:www.egitimgazetesi.com
28 yıldır eleştirilerin odağında olan YÖK'ün başkanı Yusuf Ziya Özcan, bir kez daha yetkilerinin kısıtlanmasını istedi. Özcan, “Böylece daha özgürlükçü bir üniversite sistemi olacaktır” dedi.
YÖK'ün geleceğiyle ilgili bir soruya Yusuf Ziya Özcan, şu şekilde yanıt verdi: “Ben 'YÖK'ü ortadan kaldıracağım' demedim ama 'Yetkilerinin sınırlandırılması gerekir'dedim. Hala da aynı fikirde miyim? Hem YÖK'ün hem rektörlerin yetkileri çok fazadır. Yetkilerin makul ölçülere indirilmesi lazım. Öyle olunca daha özgürlükçü çalışan bir üniversite sistemi olacağını düşünüyorum.”
YÖK Başkanı Özcan, yeni kurulan üniversitelerin eğitim kalitesini olumsuz etkilediği ve öğretim üyesi sıkıntısı yaşandığı eleştirilerini de yanıtladı.
Özcan, “Eski üniversitelerimizde artırdığımız kontenjanlar nedeniyle kalite düşmesi olmaz. Sistem gayet iyi çalışıyor. Bu söylediğiniz yeni üniversiteler için olabilir. Ama yeniler için bir iki yılda hemen olmasa bile, öğretim üyesi yetiştirmek üzere yurtdışına eleman gönderiyoruz. Her yıl bin kişi, 5 senede beş bin kişi gönderilecek. Bu öğrencilerden bin kişi yolladığımızı düşünün; 3'te biri kalsa 2'si gelecek. Her yıl, altıncı yıldan başlayarak 650 öğretim üyesinin sisteme katılması, sistemi rahatlatacaktır” dedi.
Kadrolaşma iddialarına da değinen YÖK Başkanı, şöyle konuştu: “Böyle iddialar var, biz de biliyoruz. Ben onları çok kabul etmiyorum ama biz bu iddialardan tamamiyle kurtulabilmek için bütün subjektif unsurları kaldırıp yeni bir sitem getirdik. Ama malesef Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararı geldi. Düzenlemeyi Meclis'e gönderdik, kanunlaşırsa tekrar o subjektif elemanlardan arınmış sürece döneceğiz, dönmek zorundayız. Öğretim üyesi alımında bütün subjektif unsurların kaldırılması gerekiyor. Hangi okuldan mezun olursa olsun o insanlar hak ettikleri yere gelsinler.”
KAYNAK:www.egitimgazetesi.com
Özcan: YÖK'ün Yetkileri Kısıtlanmalı
Yusuf Ziya Özcan, daha özgürlükçü bir üniversite için bir kez daha, 28 yıldır eleştirilen YÖK'ün yetkilerinin kısıtlanmasını istedi.
28 yıldır eleştirilerin odağında olan YÖK'ün başkanı Yusuf Ziya Özcan, bir kez daha yetkilerinin kısıtlanmasını istedi. Özcan, “Böylece daha özgürlükçü bir üniversite sistemi olacaktır” dedi.
YÖK'ün geleceğiyle ilgili bir soruya Yusuf Ziya Özcan, şu şekilde yanıt verdi: “Ben 'YÖK'ü ortadan kaldıracağım' demedim ama 'Yetkilerinin sınırlandırılması gerekir'dedim. Hala da aynı fikirde miyim? Hem YÖK'ün hem rektörlerin yetkileri çok fazadır. Yetkilerin makul ölçülere indirilmesi lazım. Öyle olunca daha özgürlükçü çalışan bir üniversite sistemi olacağını düşünüyorum.”
YÖK Başkanı Özcan, yeni kurulan üniversitelerin eğitim kalitesini olumsuz etkilediği ve öğretim üyesi sıkıntısı yaşandığı eleştirilerini de yanıtladı.
Özcan, “Eski üniversitelerimizde artırdığımız kontenjanlar nedeniyle kalite düşmesi olmaz. Sistem gayet iyi çalışıyor. Bu söylediğiniz yeni üniversiteler için olabilir. Ama yeniler için bir iki yılda hemen olmasa bile, öğretim üyesi yetiştirmek üzere yurtdışına eleman gönderiyoruz. Her yıl bin kişi, 5 senede beş bin kişi gönderilecek. Bu öğrencilerden bin kişi yolladığımızı düşünün; 3'te biri kalsa 2'si gelecek. Her yıl, altıncı yıldan başlayarak 650 öğretim üyesinin sisteme katılması, sistemi rahatlatacaktır” dedi.
Kadrolaşma iddialarına da değinen YÖK Başkanı, şöyle konuştu: “Böyle iddialar var, biz de biliyoruz. Ben onları çok kabul etmiyorum ama biz bu iddialardan tamamiyle kurtulabilmek için bütün subjektif unsurları kaldırıp yeni bir sitem getirdik. Ama malesef Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararı geldi. Düzenlemeyi Meclis'e gönderdik, kanunlaşırsa tekrar o subjektif elemanlardan arınmış sürece döneceğiz, dönmek zorundayız. Öğretim üyesi alımında bütün subjektif unsurların kaldırılması gerekiyor. Hangi okuldan mezun olursa olsun o insanlar hak ettikleri yere gelsinler.
KAYNAK:www.egitimgazetesi.com
28 yıldır eleştirilerin odağında olan YÖK'ün başkanı Yusuf Ziya Özcan, bir kez daha yetkilerinin kısıtlanmasını istedi. Özcan, “Böylece daha özgürlükçü bir üniversite sistemi olacaktır” dedi.
YÖK'ün geleceğiyle ilgili bir soruya Yusuf Ziya Özcan, şu şekilde yanıt verdi: “Ben 'YÖK'ü ortadan kaldıracağım' demedim ama 'Yetkilerinin sınırlandırılması gerekir'dedim. Hala da aynı fikirde miyim? Hem YÖK'ün hem rektörlerin yetkileri çok fazadır. Yetkilerin makul ölçülere indirilmesi lazım. Öyle olunca daha özgürlükçü çalışan bir üniversite sistemi olacağını düşünüyorum.”
YÖK Başkanı Özcan, yeni kurulan üniversitelerin eğitim kalitesini olumsuz etkilediği ve öğretim üyesi sıkıntısı yaşandığı eleştirilerini de yanıtladı.
Özcan, “Eski üniversitelerimizde artırdığımız kontenjanlar nedeniyle kalite düşmesi olmaz. Sistem gayet iyi çalışıyor. Bu söylediğiniz yeni üniversiteler için olabilir. Ama yeniler için bir iki yılda hemen olmasa bile, öğretim üyesi yetiştirmek üzere yurtdışına eleman gönderiyoruz. Her yıl bin kişi, 5 senede beş bin kişi gönderilecek. Bu öğrencilerden bin kişi yolladığımızı düşünün; 3'te biri kalsa 2'si gelecek. Her yıl, altıncı yıldan başlayarak 650 öğretim üyesinin sisteme katılması, sistemi rahatlatacaktır” dedi.
Kadrolaşma iddialarına da değinen YÖK Başkanı, şöyle konuştu: “Böyle iddialar var, biz de biliyoruz. Ben onları çok kabul etmiyorum ama biz bu iddialardan tamamiyle kurtulabilmek için bütün subjektif unsurları kaldırıp yeni bir sitem getirdik. Ama malesef Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararı geldi. Düzenlemeyi Meclis'e gönderdik, kanunlaşırsa tekrar o subjektif elemanlardan arınmış sürece döneceğiz, dönmek zorundayız. Öğretim üyesi alımında bütün subjektif unsurların kaldırılması gerekiyor. Hangi okuldan mezun olursa olsun o insanlar hak ettikleri yere gelsinler.
KAYNAK:www.egitimgazetesi.com
Türkiye'nin 'Okuma Yazma' Gerçeği!
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, 3 milyon 850 bini kadın olmak üzere, 4 milyon 930 bin kişinin okuma-yazma bilmediğini bildirdi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, MEB, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve 94 üniversitenin 2010 yılı bütçelerini sunan Çubukçu, Okulöncesi eğitimde 2002 yılında yüzde 11 olan okullaşma oranının, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında yüzde 33'e çıkarıldığını belirtti. Çubukçu, okulöncesi okulların öğretmen ihtiyacını karşılamak üzere bu yıl 15 bin 536 sözleşmeli öğretmen ataması yapıldığını bildirdi.
Bakan Çubukçu, ilköğretimdeki okullaşma oranının da yüzde 91'den yüzde 98'e çıkarıldığını kaydetti. Kız çocuklarının 1997-1998 öğretim yılında yüzde 85 olan okullaşma oranının 2008-2009 öğretim yılında yüzde 97'ye yükseldiğini ifade eden Çubukçu, şartlı nakit transferi kapsamında ilköğretime devam eden öğrencinin annesine 2003'den 2009'a kadar 1 milyar 269 milyon lira ödeme yapıldığını belirtti.
-''ÖĞRENCİ BURSU 95 LİRA OLACAK''-
İlköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine verilen bursun da 2009'da 75 liraya çıkarıldığını, 2010 yılında da 95 liraya çıkarılmasının planlandığını kaydeden Çubukçu, bu eğitim-öğretim yılında 1 milyar 266 milyon liralık 754 milyon 988 bin 669 adet ücretsiz kitap dağıtıldığını ifade etti.
Nimet Çubukçu, ilköğretimde 2002'de derslik başına düşen öğrenci sayısı 36 iken, bu sayının 2009'da 32'ye düştüğünü anlatarak, ortaöğretimdeki derslik başına düşen öğrenci sayısının da 31'den 29'a düşürüldüğünü kaydetti.
Çubukçu, TÜİK'in 2008 yılı rakamlarına göre, 3 milyon 850 bini kadın olmak üzere 4 milyon 930 bin kişinin okuma yazma bilmediğini belirtti.
Kadın okur-yazarlığının yükseltilmesi amacıyla ''ana kız okuldayız'' kampanyasına 377 bin 279 kişinin katılımının sağlandığını belirten Çubukçu, ''21. yüzyıla liderlik yapacak olanların bilgi toplumları olduğu düşünülecek olursa, bilgi odaklı bir ekonomide kadınların etkin rol oynamaları, kadınların sadece okur-yazar olmasını değil, aynı zamanda nitelikli eğitim almaları ve istihdam başta olmak üzere hayatın her alanında eşit temsillerini gerektirmektedir'' dedi.
-YÜKSEKÖĞRETİMDEKİ OKULLAŞMA ORANI-
Çubukçu, yükseköğretimdeki gelişmeleri de anlattı. 2003-2009 yılları arasında 41'i devlet olmak üzere 63 yeni üniversite açıldığını ve böylece toplam üniversite sayısının 139'a ulaştığını dile getiren Çubukçu, yükseköğretimdeki okullaşma oranının da yüzde 14,65'den yüzde 27,69'a çıkarıldığını bildirdi.
Hükümetin öncelikleri arasında yer alan e-dönüşüm alanında MEB olarak önemli adımlar attıklarını ve bilişim teknolojisi sınıfları kurduklarını ifade eden Çubukçu, altyapısı uygun olan 6 bin 517 okula ADSL bağlantısı, mümkün olmayan okullara da uydu internet erişimi sağlandığını kaydetti.
Bakan Çubukçu, hükümetleri döneminde derslik yapımına büyük önem verdiklerini anlattı. Bütçenin yanı sıra, hayırsever vatandaşların katkıları, TOKİ, TELEKOM ve İMKB gibi kurumlardan sağlanan kaynaklarla 2009 ekim ayı sonu itibariyle 132 bin 790 dersliğin tamamlandığını dile getiren Çubukçu, 17 Eylül 2009 tarihi itibariyle, 2003-2009 yılları arasında bin 861'i ilköğretim okulu, 773'ü resmi anaokulu, 540'ı genel lise olmak üzere toplam 5 bin 478 okun açıldığını bildirdi.
-ÖĞRETMEN MAAŞI-
Çubukçu, 2003'ten 2009'a kadar 147 bin 702'si kadrolu, 217 bin 702 öğretmenin atamasının yapıldığını belirterek, ''Ayrıca, 37 bin 500 öğretici, 189 bin 254 usta öğretici görevlendirilmiştir'' dedi.
Öğretmenlerin maaşları ve artışları hakkında bilgi veren Çubukçu, 9. derecenin 1. kademesinde olan bir öğretmenin 2002'de 470 lira olan maaşının 2009'da bin 302 liraya yükseltildiğini söyledi. 2002'de ek ders ücreti ile birlikte 635 lira alan bir öğretmenin, 2009'da ek ders ücreti ile birlikte bin 699 lira maaş aldığını kaydeden Çubukçu, öğretmenin eline geçen parada 2002'ye göre yüzde 167'lik bir artış sağlandığını kaydetti.
Bakan Çubukçu, 2002-2003 eğitim-öğretim yılında 175 lira olan öğretim yılına hazırlık ödeneğinin, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında 540 liraya yükseltildiğini belirtti.
Öğretmenevlerinin özelleştirme kapsamından çıkarıldığını ve ilave olarak 79 öğretmenevi ve 27 öğretmen lokali açıldığını ifade eden Çubukçu, ''Bütün yapılanlara rağmen öğretmenler için yapılanlar yeterli değil, daha da artırılmalı'' diye konuştu.
KAYNAK:www.egitimgazetesi.com
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, MEB, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve 94 üniversitenin 2010 yılı bütçelerini sunan Çubukçu, Okulöncesi eğitimde 2002 yılında yüzde 11 olan okullaşma oranının, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında yüzde 33'e çıkarıldığını belirtti. Çubukçu, okulöncesi okulların öğretmen ihtiyacını karşılamak üzere bu yıl 15 bin 536 sözleşmeli öğretmen ataması yapıldığını bildirdi.
Bakan Çubukçu, ilköğretimdeki okullaşma oranının da yüzde 91'den yüzde 98'e çıkarıldığını kaydetti. Kız çocuklarının 1997-1998 öğretim yılında yüzde 85 olan okullaşma oranının 2008-2009 öğretim yılında yüzde 97'ye yükseldiğini ifade eden Çubukçu, şartlı nakit transferi kapsamında ilköğretime devam eden öğrencinin annesine 2003'den 2009'a kadar 1 milyar 269 milyon lira ödeme yapıldığını belirtti.
-''ÖĞRENCİ BURSU 95 LİRA OLACAK''-
İlköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine verilen bursun da 2009'da 75 liraya çıkarıldığını, 2010 yılında da 95 liraya çıkarılmasının planlandığını kaydeden Çubukçu, bu eğitim-öğretim yılında 1 milyar 266 milyon liralık 754 milyon 988 bin 669 adet ücretsiz kitap dağıtıldığını ifade etti.
Nimet Çubukçu, ilköğretimde 2002'de derslik başına düşen öğrenci sayısı 36 iken, bu sayının 2009'da 32'ye düştüğünü anlatarak, ortaöğretimdeki derslik başına düşen öğrenci sayısının da 31'den 29'a düşürüldüğünü kaydetti.
Çubukçu, TÜİK'in 2008 yılı rakamlarına göre, 3 milyon 850 bini kadın olmak üzere 4 milyon 930 bin kişinin okuma yazma bilmediğini belirtti.
Kadın okur-yazarlığının yükseltilmesi amacıyla ''ana kız okuldayız'' kampanyasına 377 bin 279 kişinin katılımının sağlandığını belirten Çubukçu, ''21. yüzyıla liderlik yapacak olanların bilgi toplumları olduğu düşünülecek olursa, bilgi odaklı bir ekonomide kadınların etkin rol oynamaları, kadınların sadece okur-yazar olmasını değil, aynı zamanda nitelikli eğitim almaları ve istihdam başta olmak üzere hayatın her alanında eşit temsillerini gerektirmektedir'' dedi.
-YÜKSEKÖĞRETİMDEKİ OKULLAŞMA ORANI-
Çubukçu, yükseköğretimdeki gelişmeleri de anlattı. 2003-2009 yılları arasında 41'i devlet olmak üzere 63 yeni üniversite açıldığını ve böylece toplam üniversite sayısının 139'a ulaştığını dile getiren Çubukçu, yükseköğretimdeki okullaşma oranının da yüzde 14,65'den yüzde 27,69'a çıkarıldığını bildirdi.
Hükümetin öncelikleri arasında yer alan e-dönüşüm alanında MEB olarak önemli adımlar attıklarını ve bilişim teknolojisi sınıfları kurduklarını ifade eden Çubukçu, altyapısı uygun olan 6 bin 517 okula ADSL bağlantısı, mümkün olmayan okullara da uydu internet erişimi sağlandığını kaydetti.
Bakan Çubukçu, hükümetleri döneminde derslik yapımına büyük önem verdiklerini anlattı. Bütçenin yanı sıra, hayırsever vatandaşların katkıları, TOKİ, TELEKOM ve İMKB gibi kurumlardan sağlanan kaynaklarla 2009 ekim ayı sonu itibariyle 132 bin 790 dersliğin tamamlandığını dile getiren Çubukçu, 17 Eylül 2009 tarihi itibariyle, 2003-2009 yılları arasında bin 861'i ilköğretim okulu, 773'ü resmi anaokulu, 540'ı genel lise olmak üzere toplam 5 bin 478 okun açıldığını bildirdi.
-ÖĞRETMEN MAAŞI-
Çubukçu, 2003'ten 2009'a kadar 147 bin 702'si kadrolu, 217 bin 702 öğretmenin atamasının yapıldığını belirterek, ''Ayrıca, 37 bin 500 öğretici, 189 bin 254 usta öğretici görevlendirilmiştir'' dedi.
Öğretmenlerin maaşları ve artışları hakkında bilgi veren Çubukçu, 9. derecenin 1. kademesinde olan bir öğretmenin 2002'de 470 lira olan maaşının 2009'da bin 302 liraya yükseltildiğini söyledi. 2002'de ek ders ücreti ile birlikte 635 lira alan bir öğretmenin, 2009'da ek ders ücreti ile birlikte bin 699 lira maaş aldığını kaydeden Çubukçu, öğretmenin eline geçen parada 2002'ye göre yüzde 167'lik bir artış sağlandığını kaydetti.
Bakan Çubukçu, 2002-2003 eğitim-öğretim yılında 175 lira olan öğretim yılına hazırlık ödeneğinin, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında 540 liraya yükseltildiğini belirtti.
Öğretmenevlerinin özelleştirme kapsamından çıkarıldığını ve ilave olarak 79 öğretmenevi ve 27 öğretmen lokali açıldığını ifade eden Çubukçu, ''Bütün yapılanlara rağmen öğretmenler için yapılanlar yeterli değil, daha da artırılmalı'' diye konuştu.
KAYNAK:www.egitimgazetesi.com
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)